16 Ağustos, 2012

Ve dahası...

Birbirinin peşi sıra gelenler...

Ne zaman biteceğini bilmiyorum bu gelmelerin, ama götürmek için geldiklerini biliyorum.

Ya benden bir şeyler götürmeye, ya da beni bir yerlere götürmeye...

En büyük hayalim, en büyük hayal kırıklığım oldu demiştim ya, bir ihtimal daha var belki; hayal etmeyi beceremediklerim...
Dua etmekten korktuğum gibi, hayal etmekten de korkuyorum çoğu kez. Gerçek olduğu yerde, gerçekliğini bilememekten... Bir de, bir yol var ki bu aralar, hayalinden başka sığınak ve ihtimali olmadığı gibi, olmadan da yapamadığım...

Aklım, bedenim, beynim ve yüreğim... Hepsi başka bir telaşta bu ara...Ruhum ise, beklenenin ötesinde sakin ve dingin, yorgun tabi bir de... Heyecan ve mutluluktan başım dönmüyor -ki dönebilirdi de- ama dinginim, huzurlu gibiyim. Hatalarıma yaklaşırken daha yetişkin, heveslerime bakarken daha çocuk...

Aslında, dönüp bakmayı canımın istemediği günlerim de uzakta değil çok... Bir türlü dönemediğim blogumdaki eşik, temiz geleceğim sözü mesela. Temiz desem değil ama kirli de değil, hafif değil ama ağırlığını da kaybetmiş bir mevzu gibiler şu anda. Belki kirin, pasın benim asıma yazılmış çöpler olarak ayan beyan olduğundandır ortada...

İnancımı kaybettiğimden, gücümü yetiremediğimden... Karar vermenin rahatlığı, vazgeçmenin ızdırabını bastırdı. Yine sonsuz belirsiz önüm, ne gelecek başıma bilmiyorum. Sadece iyi olacağına inanıyorum, inanmak zor değil çünkü niyetime de eylemime de güveniyorum. Anlatamasam da doğru kişilere ne/ nasıl, o en derinde kurduğum hayali bekliyorum.  Dahası, dahasını da duyuyorum bu günlerde. En çok açık kapı bulacağımı sandıklarımda çat çat birer birer kapanırken kapılar suratıma, beklentisine bile girmediğim kocaman kapıları görüyorum.

Küçükken yaptığımız gizli niyetli, bol geyikli espriler geliyor aklıma... Gülümsüyorum...


10 Ağustos'12 / Asos

Hiç yorum yok: