18 Eylül, 2011

Sokaklardan Geçtim

Sokakları dolaştım yine bu gün, objektif olmaya çalışarak. Sadece binaların fiziksel kullanımının ne olduğunu anlamaya çalıştığımı sık sık kendim hatırlatarak. Ama kayboldum. Son bir kaç turdur adımladığım Gümüşsuyu, Cihangir, Tomtom, Çukurcuma sokaklarından sonra bugün Kumbaracı yokuşunun arkasına saklanmış mahallelerde, çıkmazlarda kayboldum.

Sokakta çeteleşmeyi öğrenen ve parka girenlerden haraç kesen çocuklarla onlara bulaşmak istemediği için hurdacı önlerinde fare ölüleriyle oynayan çocukları gördüm. Ayıla bayıla yediğimiz midyelerin yapıldığı evleri gördüm. Kimbilir hangi nedenden bomboş duran, yüzyıl kadar uzak bugün gibi canlı birşeyler anlatmaya çalışan binaları gördüm. Bugün bir ara, İstanbul'da bir mahalle Mardin gördüm.

Beyoğlu beni her seferinde biraz daha şaşırtıyor. Birbirinden sanki taban tabana zıtmış gibi duran dünyalar birbirine yaslamış sırtını ancak öyle ayakta duruyorlar. Hepsi bir diğerini gözü kapalı dışlayan, öteleyen hayatlar birbiri içinde bir diğerini besleyip büyütüyor, kimi zaman yepyeni şeyler doğuruyor.

Biz hala kimin masası kimin sokağında kim ne içmiş, kimin çeketine haydari bulaşmış onu konuşaduralım. Ama görmeyelim, duymayalım, ve işimize gelmeyen her ne ve her kim varsa yokmuş gibi yapalım olur mu?

Hiç yorum yok: