İstanbul'da her şeyin yerli yerinde olduğu bir sonbahar günü; aniden ve gürültülü gelen ama kısa kalan hızlı yağmur, arka sokakta yağmurdan kaçan çocuk sesleri, "bereket geldi" diyen nine, açık camları kapatma telaşı, balkon kapısından mis gibi içeri dolan yağmur kokusu, griye yakın gün, hafif ateş, boğazda tıkanıklık ve akıntı biraz da öksürük.
Yani, bahçede yapılmış tarhana, bahçede kurulmuş turşu ve bahçeden toplanıp kurutulmuş ıhlamur günü bugün...
Okumayı bekleyen, başlayıp yarım bırakılmış kitaplarda gezinirken listeye daha da fazlasını ekleme zamanı, her sonbahar olduğu gibi.
Tazelenmeyi beklerken, enerji tasarrufuna dikkat edip, acıyan ayağında üstüne basmamaya çalışarak yapılacak işler listesini temize çekme ve güncelleme, günün en önemli işi. Taze ve enerjisi hiç bitmesin istediğim bir hikayenin kelimelerinin yazılmasını beklerken kalmasın diye eksik bıraktığım işlerim.
Bu gün çok İstanbullu bir sonbahar gününde huzurla bahçeyi özledim. Eski sonbaharlar gibi diye geçti içimden, mekanda sakin, zamanda dingin ama koşturmacada zihnim.
Tarhana yanında turşu, ve ıhlamur akşam saatlerinde.
Odamdaki masamda da mutluyum ama, asma altındaki masada battaniye altında oturmak vardı şimdi!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder