Taşındık biz.
Dünden bir önceki gece son geceydi artık eski olan evde, ve sabahı da ilk sabahtı yeni evde.
Garip bi taşınmaydı, hangisine göre ama?
Bahçeye taşınmak çok heyecalı, çok zevkliydi. Bahçeye taşınmak için geride bıraktığımız biyer yoktu, birileri yoktu. Sadece eski eşyaları bahçeye götürüyorduk, hatta gerektikçe yavaş yavaş... Bir de daha önce hiç tanık olmadığım materyallerle karşılaşıyordum; el arabası, kazma, kürek, çapa, tırmık, hotrum, çim biçme makinası, ilaçlama pompası... Yeni canlılarla tanışıyordum; çiçek fidesi, solucan, meyve ağacı fidanları, asma çelikleri, kaplumbağalar, arılar, sinekler, örümcekler, çeşit çeşit kuşlar...
Sültem'e taşınma yıllardır beklenendi. Yeni olandı, heyecandı. Bana ait koca ve ilk oda demekti. 'Site' de oturmak demekti, kaloriferli ev, bisiklete binilebilinecek sokaklar, sokak arkadaşları, yeni ve daha güzel bir mahalle, yeni eşyalar hatta sonrasında hayatımı değiştiren okul... Ama sadece bu kadar ve tek yönlü değildi, tüm bunların bedeli, Babaanne'den ilk ayrılış demekti, her nekadar bir minibüle 15 dk mesafede olsada 24 saatlik Babaanne erişiliebilirliğini yitirmek demekti ve bu yüzden zordu, tahmin ettiğimden daha da zor olmuştu sonrası.
İstanbul'a geliş bi taşınma mı yoksa bir kaçışmıydı emin değilim hala. Bir anda bütün ailenin yaşantısını değiştirecek bir karar, herşeyden vaz geçiş, bilinmeyene gidiş demekti. Babaanne'nin 15 dk değil, 15 saat uzakta oluşu demekti, ve arkadaşların, yıllarını beraber geçirmeyi planladığın dostların, sahibi olduğumuzu sandığımız mahalle mekanlarının, sokak arkadaşlarının, bisiklet sefalarının, bahçenin, akrabaların, anıların ve aşkların onlarca km uzak kalışı demekti, bırakıp gitmek demekti. son gecesinde ve sonraki aylar boyunca gecelerce ağlamaktan uyuyamadığım bir gidişti. hem üzgüntü, hem kırgınlık, hem hüzün, hem nefret ve öfke, hem acı doluydu. Gerçekten, çok içimden bi yerden canım acıyordu bilmediğim ve görmediğim henüz ortada bile olmayan bi eve gitmek için eşya toplarken...
Beşiktaş'tan Çeliktepe'ye taşınma ferahlatıcıydı. Biraz heyecanlıydı da aslında, mutlu edici bi yanı vardı. Beşiktaş'ta ki tüm duvarları küfle kaplanan, ne kadar temizlzersen temizle asla temiz olduğunu hissedemediğin bir banyosu olan, iki kişinin sığamayacağı kadar küçük bir mutfağı olan evden ferah, aydın, düzgün ve temiz bir eve gidiyo olmak gerçekten çok güzeldi. Üstelik sokakları adam akıllı sokaktı, merdiven değildi. Çok yakın yerlerde o zamanlar çok yakın olduğum ve bir süre sonra çok yakın oalcağımı hiç bilmediğim arkadaşlar vardı, kıpırtılı bi heyecan vardı. eşyalarımı bir an önce gitmek içn büyük bir neşeyle topladığım bir taşınmaydı, ve ayrılırken eski ev ve mahalleden geride hiç bir şeyi ve hiç kimseyi bırakmadığım...
Bu sefer, kiradan kurtulup bizim eve gidiyo olmak güzeldi, gökdelenlerden kutulup en fazla 5 katlı apartmanların olduğu bir semte gidiyor olmakta. Kıta değiştirirken, hiç bişey hissetmesim aslında. sabah en son kolinin ağzını kapatıp, sırtıma okul cantamı elime muhtarlığa bırakacağım fazla kitap poşetlerini alıp öylece çıktım, okula gider gibi. okula gittim, ve okul dönüşü yeni eve geldim. Hepsi bu..
Dün gece de ilk kez uyudum bu evde.
Zamanla daha az his tutar oldum galiba.