Bir mabet arıyorum kendime. Ruhuma, bedenime...
Ahşap çerçeveli camekanları yeşil boyalı, kırmızı sandalyeli bir atölyesi olan bir mabet arıyorum, kapısı orta bahçeye açılsın.
Bir tarafı duvar olsun bahçenin, yüksek mi yüksek olsun, kalın mı kalın.
İçerdekini dışardakinden, dışardakini de içerdekinden esirgesin. Ne ses geçirsin ne ışık...
Biliyorum, ben olmamış gibi davranınca değişmeyecek hiç bir gerçek... Ben erteliyorum diye duracak değil zaman.
Ben gülüyorum diye susmuyor değil yüreğim, konuşamıyor. Ben, ben olamayınca böyle amansız, böyle fütursuz, böyle saçmasapan gülüyorum.
Yaşamda kendim hissetmeyince bana bişey olmadı diye geziniyorum ben böyle.
Acının kenarından kıyısından dolaşıp geçtim gitti bile diyince biliyorum, acının tam içinden geçmedikçe geçmeyecek benden... geçsem de geçmeyecek...
Çok sevdiğim, çok seveceğimi bildiğim bir dizinin başlamadan bitişi değil bu.
İlk gündenberi birikenleri tek tek anımsayıp, fotoğraflara baka baka, kulakları çınlata çınlata bugünlere gelince bitivermeyecek.
Biliyorum, devam edecek. Ama O'nsuz...
Oyun arkadaşlarımıza küstük diye, o gitti diye bitmiyor ki oyun.. Kabullenemediğimiz acılar yüzünden karşılaşmaya korktuklarımızı yok sayamayız ki... Yaşanmışlıklarımızı da...
Çok özledim... Eski'yi...
Sobalı odalarda oynadığımız oyunları özledim kalabalık akşamlarda, halamın gelip bize kızmasını...
Babamın kullandığı beyaz tofaş marka arabalarla eve dönmeyi özledim gece gezmelerinden, yolda uyuyup kapının önünde araba durunca uyanmayı, uyku sersemiyle buz tutmuş gecede üşüyüp titremeyi...
Kocaman bi yer sofrası kurulsun istiyorum, günlerden pazar olsun biz babamla balık almaya gidelim balık pazarına.
Babam halka halka doğranmış palamutlardan yapsın, kocaman olsun soframız... sofranın yanı başında sobamız yansın...
Salata yapayım istiyorum uzun yaz ikindilerinde çat kapı gelen misafirlere yanan mangal sofralarına..
Sabah olsun bamya toplayayım, öğlen fasülye ayıklayıp ikindin patlıcan kızartayım, güneş batarken gülleri sulayayım istiyorm...
ilk baharda çilekler kızarsın diye yanlarında beklerken yanaklarım kızarsın güneşten...
okey oyanayalım çay içerken,halam bozuk gelen ellere kızsın... Örgü öreyim okeye sıra beklerken,halamdan öğrendiğim modelleri unutmadan diye...
Gece olsun, herkes uyusun diye bekleyeyim, kitap okuyayım geceleri hanımellerine...
Çok özledim ben... Tüm özlediklerimin bana ait olabilmesini çok istedim derinden...
Ağlamak iyi gelicek desemde ağlayamıyordum iki aydır.
Bunları yazarken ağladım ilk defa, hala düğümler var boğazımda ama...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder